1970 yılının baharıydı….Babıtelli kurulmamıştı. Esamesi bile okunmuyordu.
Gazeteler şehri Babıali’deydik.
Hürriyet Gazetesi de Babıali Caddesi üzerindeki o görkemli binasında.
Gündüzleri binanın üçüncü katındaki “Haber Ajansı”nda Polis muhabiri, akşamları da bir kat aşağıdaki Hürriyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürlüğü’nde nöbetçi muhabir olarak çalışıyordum.
O sabah tanıdım onu.
Haber Müdürümüz Dinçer Güner’in yanında. Ceketinin sağ kolunun altında küçük mü küçük bir fotoğraf makinesi taşıyordu. Makinesini, Dinçer ağabeye göstermek için ceketini çıkardığında gördüm. Almanların 2. Dünya Savaşı’nda ürettikleri Laika marka fotoğraf makinesiydi. Bir benzeri de bende vardı. Almanların ürettiği adına “Casus Makinesi” dedikleri fotoğraf makinesiydi.
Fotoğraf makinesiyle ilgilendiğimi Dinçer Güner görmüştü.
“Doğan” diye seslendi. “Casusluk yapma da buraya gel.”
Bir ok gibi fırladım yerimden.
“Sizi tanıştırayım” dedi Dinçer Ağabey “Bu Bey İsmail Cem.”
Beni gösterdi “Bu bey de Doğan Katırcıoğlu” dedi. “En hızlı polis muhabirlerimizden.” Sonra bana döndü “İsmail Cem’i iyi takip et” dedi “Türkiye’nin gelecekteki Başbakanı” Daha sıcak sıktı İsmail Cem’in uzattığı elini. Sanki hiç bırakmamacasına. Çünkü Dinçer Güner Babiali’nin Nail Güreli gibi insan sarrafı ikizlerindendi. Birlikte çalışıyorlardı. Her önüne gelene temanna etmezlerdi. İşte o güzel adamı o gün tanıdım. Onunkinin benzeri fotoğraf makinemi de sol koltuk altımda silah gibi 24 saat taşıdım.
Gazeteci İsmail Cem “Basın Şehri” Babıali’de başarı basamaklarını tırmanmaya başladı. 1971 de Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şubesi’nin başkanı oldu. Tayinle değil. Seçimle tabii…
1973 yılında Cumhuriyet Gazetesi’nde çalışıyordum. Tabii Hürriyet ile Haber Ajansı’ndan kovulduktan sonra. Bir akşamüstü Cumhuriyet Gazetesi’nin kontenjanından Milletvekili olan Altan Öymen yanıma geldi.
“Sen” dedi. “İsmail Cem’i tanıyor musun?”
“Tanımaz olur muyum” dedim. “O bizim sendikamızın başkanı.”
“O zaman beni ona götür” dedi.
“Siz şöyle Genel Yayın Müdürümüz Oktay Kurtböke’nin yanında oturun. Ben Başkanımız İsmail Cem Bey’den randevu alayım…”
Altan Öymen, Oktay Kurtböke’nin odasına giderken ben de Yazı İşleri Müdürlerimizden arkadaşım Soner Girgin’e gittim.
“Ne o Şişman” dedi. Soner arkadaşım “Hayırdır İnşallah”
“Altan Öymen” dedim.
“Oktay Kurtböke’nin karşısında oturuyor” dedi. “Tıpkı benim gibi.”
“İsmail Cem ile tanışmak istiyor” dedim. “Ne yapacağız?”
“Ara Başkanı” dedi masanın üzerindeki telefonu önüme uzattı. Ben de 522 10 05 numaralı telefonu çevirdim. Biraz sonra İsmail Cem karşımdaydı.
“Buyur Doğan Kardeş” dedi.
Vakti müsaitmiş. Soner ile birlikte Altan Öymen’i Basın Sarayı’na götürüp TGS İstanbul Şube Başkanımız İsmail Cem ile tanıştırdık.
Gazeteci İsmail Cem sonra TRT Genel Müdürü oldu. Milletvekili seçildi. Bakan oldu. Parti kurdu. Genel Başkan oldu ama politikacı olamadı. Çünkü Türkiye’ye ithal politikacı Kemal Derviş ile Hüsamettin Özkan’ın politika oyunları sonucu kanser oldu. Öldü…
Politikacı olsaydı şimdi o başbakandı.
24 Ocak 2007 günü aramızdan ayrılan İsmail Cem’in ardından arkadaşı Dr. Oktay Duran bir kitap hazırladı. Cem Ofset Matbaacılık Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı olan Dr. Oktay Duran kitabına “İsmail Cem’in Ardından” adını koydu. Matbaacılığı güzel sanatlar haline getiren “Dr. Oktay Duran Matbaacılık Okulu’nu açtı.
Dr. Oktay Duran “Bu kitap İsmail Cem’in anısına hazırlanmıştır. Bedelsizdir” diye yazmayı da unutmadı. Ne olur ne olmaz. Kaptan Dr. Oktay Duran önlemini almış oldu böylece.
Şimdi size Dr. Oktay Duran’ın “Büyük dostum, çok büyük bir insanın ardından…” başlığını attığı kitabın önsözü:
Büyük dostum, çok büyük bir insanın ardından…
Neler söylenebilir ki, neler yazılabilir ki, nasıl biliyorsak, nasıl tanıyorsak onlar söylenir ve yazılır. İsmail Cem’in tanımlamak yazmak onun doğruluğu dürüstlüğü ve de “adam gibi adamlığı” için sayfalarda yetmez, zamanda kafi gelmez.
O her kesimde adı geçtiğinde, herkesin aklına ilk gelen özelliği, insan gibi insanlığı, dost sıcaklığı ile her zamanki gülen yüzü sevecenliğidir.
Bunun en güzel kanıtı kendisini kaybettiğimiz günün ardından Türk medyasının çok değerli yazarlarının onun için kaleme aldıkları görüşleridir.
Bu görüşleri, böyle bir kitapta toplamak ona duyulan sevgi, saygı ve vefa borcunun yanında, genç nesillere, böyle bir insanın varlığının, toplumsal hizmetlerinin ülke ve insan sevgisinin kanıtını taşıyan, onu tanıyanların düşüncelerinin bir belgeseli olarak belleklerde sonsuza kadar yaşatmak içindir.
Gerçek bir dostu, vefalı bir insanı yitirmenin onulmaz acısı, sayısız seveninin yüreğinde canlılığını daima koruyacak ve yokluğu hep hissedilecektir.
Seni hep özleyeceğiz, hiç unutmayacağız.
Büyük insan İsmail Cem, nur içinde yat, ruhun şad olsun.
İsmail Cem 1940 yılında İstanbul’da doğdu. Eski Dışişleri Bakanı ve gazeteci Cem, İstanbul Robert Koleji’nden (1959) ve Lozan Üniversitesi Hukuk Fakültesinden (1963)’de mezun oldu. Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsü’nde Siyaset Sosyolojisi dalında master yaptı (1981). Çeşitli gazetelerde Yazı İşleri Müdürlüğü, Genel Yayın Müdürlüğü yaptı. Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şubesi Başkanlığını yürüttü (1971-1974). TRT Genel Müdürlüğü’nde bulundu (1974-1975). 1987 ve 1991 seçimlerinde İstanbul’dan, 1995 seçimlerinde Kayseri’den milletvekili seçildi.
DSP TBMM Gurup Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi (1996). Avrupa Birliği Parlementerler Meclisi ve Batı Avrupa Birliği Asamblesi üyeliklerine seçildi (1987-1996). AKPM Sosyalist Gurubu Başkanvekilliğine seçildi (1989-91), (1993-95). AKPM ve BAB Asamblesi Türk Parlementer Gurubu Başkanlığına seçildi (1996). Avrupa Medya Enstitüsü Danışma Kurulu Üyeliği’ni yürütmekteydi. 50. Hükümette Kültür Bakanlığı yaptı (1995). 30 Haziran 1997 tarihinde kurulan 57. Hükümette Dışişleri Bakanı Papandreou ile birlikte “Yılın Devlet Adamı” ödülünü aldı. Cem, DSP’nin Ekim 2004 Kurultayı’nda CHP’ye katılma kararı almasının ardından Yeni Türkiye Partisi’ni kurarak siyasette bu partide devam etti. İsmail Cem’in, “Geri Kalmışlığın Gün”, “Siyaset Yazıları”, “Geçiş Dönemi Türkiye’si”, “Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir”, “Türkiye’de Sosyal Demokrasi”, “Engeller ve Çözümler”, “Yeni Sol”, “Soldaki arayış”, “Gelecek İçin Denemeler”, “Mevsim” ve “21. Yüzyılda Türkiye” kitapları bulunuyor.
18 ve 19. dönem İstanbul, 20 ve 21. dönem Kayseri milletvekilliği yapan Cem, evli, 2 çocuk 4 torun sahibiydi.
15 Ocak 2007’de enfeksiyon nedeniyle yoğun bakıma alınarak antibiyotik tedavisi gören Cem 24 Ocak 2007 09:50’de vefat etmiştir